"Üç Çanakkale-Üç Hikaye", Hisseli Harikalar Kumpanyası, İstanbul, 2002, s. 16-21
AnasayfaMedyaYayımlar ve Bildiriler

"Üç Çanakkale-Üç Hikaye", Hisseli Harikalar Kumpanyası, İstanbul, 2002, s. 16-21

KAYDIRIN

< Geri dönün

ÜÇ ÇANAKKALE - ÜÇ HİKAYE

Geçmişten günümüze üç usta işi... Nereden gelir insanın aklına bunları yapmak? İşte Anadolu’nun binlerce yıllık kültür birikiminin yakın dönem örnekleri. Elle tutulur, gözle görülür, efsane ve hikâye yerine üç somut örnek... Bence onlar da birer efsane daha doğrusu bakıp bakıp hikâyesini merak edeceğimiz, olmadı hikâyesi bizim yazacağımız üç halk işi. Hep merak etmişimdir, bunlar kullanım için mi yapılmışlardır, yoksa seyirlik midirler? Yoksa onları yapan ustalar birer bilmece mi düşlediler, isteyen kullansın, isteyen seyretsin, isteyen de hikâyesini yazsın...

İki testi, bir kandil. Testilerin biri sanki Anadolu mitolojilerinden kalan bir maske gibi; büyük gözleri, başını çevreleyen kuşlar ve toplar ile bir baykuş. Kuşların cıvıltısı içinde top sesleri mi, yoksa top sesleri arasında kuş cıvıltışarı mı? Bu testi Ezine kıyılarında bir dalgıç tarafından bulunmuş. İlk gördüğümde ona vuruldum. Zaman zaman top, zaman zaman kuş sesleri arasında kocaman gözlerin ardından zamanı izleyen ve geleceği görmeye çalışan usta bize neler anlatmak istiyordu? Bu testiye baktıkça düşünürüm, imkân olsa da onu yapanı bulabilsek. Acaba neler anlatmak için böylesi olağandışı bir bilmece yaptı?

Ya kahkaha atan tavşan dudaklı testiye ne demeli... Bu küçük gövdeli büyük ağızlı testiyi on yıl önce bir eskicide gördüm. İçinde bulunduğu onca öteberi arasından bana gülümseyerek bakıyor ve beni al diyordu. “Beni al, bir kazaya uğramadan, yüzümdeki gülümseme yok olmadan beni al.” Sanırım bu tavşan dudaklı testi yaklaşık ikiyüz yıldır gülmekte. Ne mutluluk değil mi? İki yüz yıldır gülen bir testi, aradan geçen onca savaşa, yıkıma ve yok etmeye karşın iki yüz yıldır var olan bir gülümseme, insana çok şeyler öğretmeli. Gerçek olan akıp giden hayat... Ve hayata gülerek bakarsa insan daha mutlu olmaz mı? Testilerden biri seyrediyor, diğeri gülüyor. Seyreden testi evimin bir köşesinde, gülen testi ise yatağımın baş ucunda... Ben her sabah ona bakar ve gülerim. Günler, aylar ve de yıllar geçiyor, tavşan ise iki yüz yıldır gülüyor. O zaman gülmeli, tavşana inat gülmeli çünkü hiçbir zaman o kadar gülemeyeceğiz. O kimbilir kimlere baktı ve güldü, benden, bizden, bizden sonra da daha kimlere bakıp gülmeye devam edecek. Ben mi tavşan başlı testinin sahibiyim, yoksa o mu bir müddet gülmek için beni seçti? Aradan geçen uzun yıllara karşın henüz karar veremedim.

Çanakkale’de At yapıldığını biliriz. Arslan, Deve, Kaplumbağa ve de Balık. Ama Boğa yapıldığını bilmezdik, bu boğayı görünceye kadar. İşte Hitit boğalarının binlerce yıl sonraki bir örneği. Eğer görmesini öğrenirsek bu topraklar bize çok şeyler vaat ediyor.

İlk iki hikâyeyi ben yazdım ve düşündüm ki Boğanın hikâyesi bu satırları okuyanlara kalmalı.

Baykuş formunda Çanakkale testi
20 x 39 cm
Sinan Genim koleksiyonu

Çanakkale testi
25 x 40 cm
Sinan Genim koleksiyonu

Boğa formunda Çanakkale keramik
20 x 19 cm
Sinan Genim koleksiyonu

Yenilem Proje Danışmanlık Ticaret A.Ş. © 2024. Her Hakkı Saklıdır. Site: İkipixel

TAKİP EDİN