Kutadgu Bilig...
AnasayfaMedyaKöşe Yazıları

Kutadgu Bilig...

KAYDIRIN

< Geri dönün

KUTADGU BİLİG

Milliyet Gazetesi, 5 Haziran 2022, s. 8.

Genellikle enderzname, pendname gibi geçmişleri Hint ve Fars edebiyatına dayanan öğüt kitaplarında en dikkat çekici ve üzerinde önemle durulan husus adalettir. Benzer türde bir kitap olan “Kutadgu Bilig” Türklerin İslâm dinini kabulünden sonra yazılmış ilk eserlerinden biridir. Uygur alfabesi ve Uygur Türkçesiyle mesnevi tarzında yazılan bu eser, dönemin yaşayışını, değerlerini ve büyük oranda İslâm öncesi Türk kültürünün ayrıntılarını yansıttığı için de önemlidir.

Kutadgu Bilig

Kutadgu Bilig’in yazarı Yusuf Has Hacib, XI. yüzyılda Karahanlılar döneminde yaşamış ve eserini 1070 yılında Karahanlı hükümdarı Ulu Buğra Han’a sunmuş, bu yoğun çalışması dolayısıyla kendisine “Has Hacip”lik unvanı verilmiştir. Kutadgu Bilig, Uygur Türkçesinde “Mutluluk Veren Bilgi” biçiminde açıklanmakta olup her iki dünyada da mutlu olmak için gereken yolu göstermek amacıyla kaleme alınmıştır. Orhun Yazıtları, Divan-ı Lügati’t Türk ve Kutadgu Bilig bizim erken dönem kültürümüzü yansıtan en önemli eserlerdir.

Kutadgu Bilig’in üç nüshası günümüze erişir. 1439 yılında Herat’ta Uygur harfleriyle yazılmış olan, bir şekilde İstanbul’a ulaşan nüshası, Jospeh von Hammer tarafından satın alınarak Viyana Ulusal Kütüphanesi’ne verilmiştir. Arap harfleriyle yazılan diğeri 1896 yılında Kahire’de Hidiv Kütüphanesi’nde, muhtemelen XII. yüzyılda Arap harfleriyle yazılmış üçüncü nüsha ise Zeki Velidi Togan tarafından Fergana’da bulunmuştur. Bugün Taşkent’te bulunan bu son kopya elimizde olan nüshaların en önemlisidir.

Dört Karakter

Kutadgu Bilig’de yer alan dört karakter üzerinden dört kavram anlatılmaktadır. Kün-Toğdı ilig (Gündoğdu, hakan), doğru töre, doğru yasa ve adaleti; Ay-Toldı (Dolunay, vezir), mutluluğu, talihi, devleti; Ögdülmiş (Övülmüş, vezirin oğlu) aklı; Odgurmuş (vezirin akrabası) akıbeti, yaşamın sonunu simgeler. Bu dört kişi arasında geçen konuşmalarda, kişi ve toplum hayatının düzenlenmesi, devlet yönetiminin idaresi için gerekli bilgi ve erdemlerin neler olduğu ve bunların nasıl elde edilip kullanılabileceği anlatılmaktadır. Yusuf Has Hacib bu eseri ile ideal devlet ve toplum yapısının nasıl olması gerektiğini belirtmeye çalışmıştır.

Nazım tarzında hazırlanan eser seksen beş bölüm, altı bin altı yüz kırk beş beyitten oluşmaktadır. Kitabın altıncı bölümü “İnsanoğlunun değerinin akıl ve bilgiden geldiğini söyler” deki iki beyit; “Tanrı kime akıl, bilgi verirse, onun eli uzanır birçok iyiliğe. Bilgiyi büyük bil, anlayışı ulu, bu ikisi yüceltir seçkin kulu” (s. 33). Elbette akıl tanrı vergisidir, ama onu öğrenmek, merak etmek ve öğrendiklerini değerlendirerek, kendini eğitmek insanın kendi elindedir. Tanrı vergisi yeteneklerimizi ve sonradan edindiğimiz alışkanlıkları toplumun iyiliği ve mutluluğu için kullanmak ve hep birlikte mutlu bir dünyada yaşamak bizim çalışmamız sonucu ortaya çıkar. Yeter ki aldığı gerek uhrevi gerekse dünyevi eğitim kişiye “ben” değil “biz” demeyi öğretmiş olsun.

Bilgi ve Akıl

İnsanlık var oluşundan bu yana bilgi sahibi olmak, sahip olduğu bilgiyi çoğaltmak ve onu akıllıca kullanmak suretiyle varlığını devam ettirmiştir. Bilgi aynı zamanda aklın gelişimini sağlar. Yeni düşünceler ve bu düşünceler sonucu ortaya çıkan buluşlar taş devrinden günümüze insanlığın aldığı yolu göstermektedir. Bilgi sahibi olmak için merak etmek, çalışmak, araştırmak ve olayları akılcı bir şekilde değerlendirmek gerekir. Zaman zaman görmezden gelinse de bilgi sahibi olan ve sahip olduğu bilgiyi insanlığın gelişimi için kullanan insanlar yaşamlarının üzerinden binlerce yıl geçse de unutulmayan ve övgüyle anılan kişiler olmuşlardır.

“İyilik etmenin övgüsünü ve yararlarını söyler” isimli dokuzuncu bölümünde ise Yusuf Has Hacib, yine bilgiye değinir ve bilginin, bilgi sahibi olmanın önemini vurucu bir şekilde açıklar. “Bilgi dünyada her şeyden üstündür. Bilgisiz denirse insana sövgüdür. Bilgisiz eğer yer bulursa baş köşe de. Başköşe eşik olur, eşik baş köşe” (s. 41). Yüz yıllardır, geçerliliğini koruyan bu tespit; ancak günümüz dahil bunca zamandır insanlık bu sözlere ne kadar uymuş, kim haddini bilmiş ve ona göre makam, mertebe talep etmiş üzerinde düşünmek gerekir. Bunca öğüde rağmen aldığımız yol belli, mutlu ve saygın bir gelecek için daha alınacak çok yolumuz olduğu anlaşılıyor.

İyilik ve Kötülük

Kitabın on sekizinci bölümünde Hakan Kün-Toğdı ile Veziri Ay-Toldı arasında geçen diyalog adalet hakkındadır. “Hakan dedi: İyi iki türlüdür. Bunlardan biri doğrudan iyilik yolunu tutandır. Biri anadan doğma iyidir. Biri iyi olup doğru yolda yürür. Bir diğerinin iyiliği ödünçtür. Kötüye katılırsa kötülük yapar… İyilik ana sütüyle gelirse insana. O insan ölünceye kadar yolundan dönmez” (s. 85). Yusuf Has Hacib bu sözleriyle annenin yetişmemiz, iyi insan olmamızdaki önemini belirtir. Daha konuşmayı öğrenmeden, annenin davranışları ile verdiği eğitim çok önemlidir. İyiyi kötüyü bize o öğretir. Sözleri anlamakta güçlük çektiğimiz o emekleme çağında davranışları gözlemler, büyüklerin özellikle de annemizin gerek bize gerekse bir başkasına yaptığı davranışlardan sonuç çıkarmaya çalışırız. Eğer o üzüntülü ise ne olduğunu anlamadan üzüntüsünü görür, sevinçli ise sevincini paylaşırız. Hayat yolunda ileri doğru sağlam adımlar atmamızda bu ilk gözlemlerimiz her ne kadar hatırlamakta güçlük çeksek de sonraki yaşamımızda bize yön verecektir.

Kötü şey ucuzdur

“Hakan dedi: İyi seçkindir. Seçkinlerin aradığı da budur. Seçkin ve ender olan değerlidir. Onu gerçekleştirmek kolay değildir. Kötülük ucuzdur ve onu yapacak. Kötü iş ucuzdur ve öyle olacak. Hangi eşya ucuzsa o yerde yatar. Çin kumaşları değerli olduğundan baş köşede yer alır. İyilik yokuş gibidir, tırmanana zor. Kötülük iniş gibidir, kolay yapılır” (s. 87).

Bir insanın ve onun eserlerinin yüzlerce yıl gündemde kalması, içerdiği güvenilir bilgi ve her dönem uyulması gereken öğütler nedeniyledir. Hiçbir zaman güncelliğini kaybetmeyen, insanlık var oldukça okumaya ve ders almaya devam edeceği bu kitabı sık sık okumak gerekiyor. İyilik ve iyi bir insan olmak yokuş tırmanma kadar zor, çoğunluk kötülük yapmayı, kötü yaptığı işlerle övünmeyi marifet sayıyor. İyilik ve iyi iş yapmak için uğraşmak gerçekten çok çalışmayı gerektiriyor. Ancak, çalışmayan, iyi işler yapmak için emek harcamayan bir insanın, gerçekten insan olduğunu da anlamak mümkün değil. Ucuz işlerin geleceği yoktur, önemli olan iyi şeyler iyi işler yapmaktır ki, gelecek bizi unutmasın...

Ancak iki türlü insan konuşmaz
Biri bilgisiz, biri dilsiz.

Dilsizin dili kilitlidir, söylemez
Bilgilinin dili de sözünü gizlemez.

Yusuf Has Hacib

Yusuf Has Hacib, (Çev. Ayşegül Çakan), Kutadgu Bilig, İstanbul, 2015.

Yenilem Proje Danışmanlık Ticaret A.Ş. © 2024. Her Hakkı Saklıdır. Site: İkipixel

TAKİP EDİN