Keşke Üzerine...
AnasayfaMedyaKöşe Yazıları

Keşke Üzerine...

KAYDIRIN

< Geri dönün

KEŞKE ÜZERİNE 

Milliyet Gazetesi, 11 Aralık 2022, s. 7. 

“Keşke”, Farsça kökenli bir kelime. Dilek cümlelerinin başına getirilen ve “Ne olurdu?” anlamında özlem veya esef bildiren bir temenni sözcüğü. Bence keşke hiçbir zaman söylenmemesi gereken, geçmişe ait bir davranışımızı veya kararımızı beğenmediğimiz zaman kullanılan bir sözcük. Artık olan olmuş, yapılan yapılmıştır. Keşkenin bir nevi günah çıkartmaktan öteye bir faydası yoktur. En iyisi keşke diye daha sonra pişman olacağımız hataları yapmamaktır.

Herkesin pek çok keşkesi var!

Ne yazık ki toplumumuzda hemen herkes “Keşke” demeyi bir marifet sanıyor. Hemen herkesin geçmişe ait pek çok keşkesi var. Üstelik bu keşkeler o kadar büyük ve kalıcı kararları kapsıyor ki, hayret etmemek mümkün değil. “Keşke bu okula değil de falanca okula gitseydim! Keşke bu mesleği değil de bir başka mesleği seçseydim.” Elbette bazı keşkeleri yeteri kadar bilgi sahibi olmadan verdiğimiz kararlar oluşturmakta. Ancak bir kez bu kararı vermişiz ve artık keşke demenin ne kendimize ne de bir başkasına faydası yok.

Gelecekte keşke dememek için daha çocuk yaşta bu kelimeyi hayatımızdan çıkarmamız gerekir. Peki keşkeyi unutmak bir çözüm mü? Elbette hayır, önemli olan bir kelimeyi unutmak değil, keşkeye yol açacak olayları azaltmaktır. İnsanın hayatını nasıl yaşayacağı kararını genç yaşında alması zordur. Böylesi bir kararı verecek bilgi birikimine ve tecrübeye sahip olmadığımızı düşünürüz. Daha doğrusu bu kadar erken bir dönemde gelecek ve hayallerimizi gerçekleştirmek konusunda karar almak bizi ürkütür. Aile içi eğitimin bu kararların oluşmasında önemli bir rolü vardır. Gelecekte ne yapacağım, nasıl bir meslek seçeceğim? Bitmez tükenmez sorular… Çoğunlukla bu soruları ertelemeyi seçeriz. Oysa ki hayat hiçbir şekilde ertelenemeyecek kadar kıymetlidir.

Çocukluğumun hayali

Zaman zaman yakın çevremizdeki bazı başarılı kişiler yolumuzu çizmemiz için bize örnek olabilirler. Okuduğumuz bir roman, seyrettiğimiz bir film bizim gelecek beklentilerimize cevap verebilen rol model olabilir. İlkokulun ilk sınıflarındaydım, Kuzguncuk’ta bugün kapalı olan pastanenin muhterem bir tezgahtarı vardı. Nedense bana “Amiral” diye hitap ederdi. Bu hitap şekli o kadar hoşuma giderdi ki, denizci olmaya karar vermiştim. Yıllar sonra lise sınavları için Heybeliada’daki okula kayıt olup, sınavlarına girdim ama kazanamadım. Yıllardır aklıma geldiğinde “Hayırlısı oldu iyi ki kazanamadım” diye düşünürüm, çünkü biraz dalgalı denizde midem bulanır, başımı kaldıramaz hale gelirim. Düşünsenize benden nasıl bir denizci olurdu?

Torundan beklenti

Kulağıma ismimi okuyan dedem Kenan Mermer, benim de kendisi gibi mimar olmamı istermiş. Bu nedenle de adımı, biraz da iddialı olarak “Sinan” koymuş. Ben de çocukluğumdan beri mimarlığa ilgi duyar, iyi kötü çizim yapmaya çalışırdım. Lise son sınıfta hangi mesleği seçeceğim konusunda artık kesin bir karar vermem gerekiyordu. Tüm yaşamımı etkileyecek böylesi bir karar vermek için zorlanıyordum ki, resim hocamız rahmetli Mehmet Pesen bir derste tek tek her birimize hangi mesleği seçmek istediğimizi sordu. Sıra bana geldiğinde, ben daha konuşmadan “Sinan hiç düşünme sen mimar olmalısın!” dedi. O gün büyük bir sevinç yaşadım, uzun zamandır üzerinde düşündüğüm seçim demek ki doğruydu. Rahatladım, ama maalesef bu rahatım uzun sürmedi.

Bir macera!

O yaz edebiyat bölümü mezunları ile birlikte Ankara’ya gidip, Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavlarına girdim ve kısa süre sonra kazandığım açıklandı. Hemen herkes Siyasal Bilgiler Fakültesi gibi bir okulun sınavını kazandığım için beni kutladı ve orada okumam için teşvik etti. Bir yıl süresince devam ettim ama büyük bir pişmanlık içinde sevmediğim bir meslek sahibi olacağımı fark ettim. Bütün yaşamım süresince keşke dememek için, ders yılının bitiminde bu okulu bıraktım ve İstanbul’a dönerek mimarlık eğitimi almaya başladım.

Bazen düşünürüm, ya Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne devam edip oradan mezun olsaydım. Ailemin çoğu mensubunun olduğu gibi devlete memur olup, altmış beş yaşında emekli olmayı bekleyecektim. Hayat boyu keşke dememek için verdiğim karar bir yılımın kaybına neden oldu ama bu kayıp yıl bana çok şey kazandırdı, ondan sonraki hayatımı istediğim gibi planlayabildim. Mezun olduktan sonra üç yıl içinde ihtisas yapacağım dedim, altı yılda tamamlayabildim. Doktora yapacağım dedim, on yıl sonra bitirebildim. Ama bütün bunları isteyerek, arzu duyarak yaptım. Hiçbir zaman mimarlık mesleğini seçtiğim için keşke demedim.

En büyük engel!

Keşkeler insanın yolunu tıkar, geleceğine ambargo koyar. Keşkelerimizin artması gelecek için karar vermemiz konusunda bizim önümüzdeki en büyük engeldir. Bir iş yapılmıştır, bir karar verilmiş ve uygulanmıştır. Artık keşke demenin hiçbir faydası yoktur. Bundan böyle yanlışlarımızı gözden geçirip, bir daha aynı hataları yapmamak için aklımızı kullanmak en doğru yol olmalıdır.

Sık sık kullandığım bir söz vardır. “Hata rabbanidir, hatada ısrar ise şeytani”. Elbette insan hata yapacaktır, ya bilgi birikimi yetersiz olduğu için ya da yeteri kadar düşünmediği için. “Hiç hata yapmadım!” diyen bir insan düşünemiyorum. Hiç hata yapmadığını söyleyen kişiler büyük bir çoğunlukla hiçbir şey yapmayan, önemli karar almayan kişilerdir. Elbette hata yapacağız ancak yaptığımız hataların bizi ve çevremizi rahatsız etmeyecek büyüklükte olmasına dikkat etmek gerekir. Hata yapmamak için hiçbir şey yapmamak mümkün mü? Böyle bir düşünce içinde olan insan varsa bilin ki en büyük hatayı yapmaktadır. Önemli olan hatalarımızın “Keşke” dememize neden olacak kadar büyük ve etkileyici olmamasına dikkat etmektir. Mutlu bir hayat yaşamak istiyorsan, o zaman “Keşke” sözcüğünü unut. Hayat keşkesiz yaşanacak kadar değerlidir...

“Ya düşlerinin peşine düşmeyi seçersin ya da olanları kabullenmeyi.
İyilerinle güçlenir, keşkelerinle tükenirsin! Karar senin.”

Bukowski

Yenilem Proje Danışmanlık Ticaret A.Ş. © 2024. Her Hakkı Saklıdır. Site: İkipixel

TAKİP EDİN