Hınç Üzerine...
AnasayfaMedyaKöşe Yazıları

Hınç Üzerine...

KAYDIRIN

< Geri dönün

HINÇ ÜZERİNE

Milliyet Gazetesi, 9 Nisan 2023, s. 9.

“Hınç” kelimesi eski sözlüklerde pek yer almayan bir sözcük olup bazı sözlüklerde kökeninin bilinmediği belirtiliyor. Anlamı,“Düşmanlık veya kızgınlıktan kaynaklanan öç alma duygusu, intikam hissi, kin” olarak açıklanıyor.

Fransız düşünür Gilles Deleuze’nin (1925-1995) bir yazısında, “Ve gerçeği söylemek gerekirse hınçtan arınmış bir insanın neye benzeyeceğini bile bilmiyoruz...” dediğini okuyunca biraz şaşkınlık duydum. Ne demek hınçtan arınmış bir insanın neye benzeyeceğini bilmemek? İnsanlığın varoluşundan beri tüm ahlak kuralları, hukuk, her tür inanç ve semavi dinler, insanların hınç veya benzeri öç alma isteklerinin doğru olmadığını söyler. Hınç duygusu benzeri pek çok olumsuz duygu gibi insanı tüketir. Tatmin edilemeyen hınç duygusu insanı doğru düşünmekten ve olumlu davranışlardan alıkoyar. Hınç olumsuz bir duygudur, hınç ve benzeri olumsuz duygulardan kurtulan insan geleceğe daha olumlu bakma şansına sahip olur. İyi bir insanın bu tür duygulardan bir an önce kurtulması gerekir ki düşüncelerini olumlu işler yapmaya yöneltebilsin.

Kafa karışıklığı

Bazı düşünürler, hıncın, çoğunlukla kin ve intikamla karıştırıldığını, gayriahlaki bir duygu olduğu düşüncesinin kafa karışıklığı konusu olduğunu söylemekteler. Hınç ile kini karıştırmamak gerekir. Kin tutma, hata olduğunu düşündüğümüz bir şeye karşı misilleme yapma, kin duyduğumuz kişiyi cezalandırma arzusudur. Hınç ise hata yapıldığının herhangi bir cezalandırma isteği duyulmadan kabul edilme isteğidir. Bu durumda da hıncın ahlaki olup olmadığı tartışma konusu olmakta. Hınç olumsuz bir duygudur, ama intikam alma, cezalandırma gibi bir talebi olmadığı için kabul edilebilir bir duygu olabilir mi? Bazı düşünürler ise hıncı, herhangi bir adaletsizliğe karşı incinme duygusu olarak değerlendirmektedirler. Bu şekilde kabul edildiği takdirde hıncı layık olmadığımız bir söz veya davranışa karşı incinmenin getirdiği olumsuzluğa karşı gelişen bir duygu olduğunu kabul etmek gerekir. Örneğin bize karşı ahlaki yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere ya da haklarımıza tecavüz edenlere karşı hınçlarınız ama bu hınç duygumuzu herhangi bir intikam hissi ile desteklemeyiz.

Hınç yol gösterici mi?

David Hume (1711-1776) hınç duygusunun bastırılmasını veya bertaraf edilmesini istemek yerine hınca zemin hazırlayan şeyleri ortadan kaldırmamız gerektiği inancında. Adaletin, geliştirilmeye ihtiyaç duyulan yapma bir erdem olduğunu ve “Doğal hislerin” bu erdemin gelişimini desteklemesi için hınç gibi duyguların yol gösterici olabileceğini düşünmüş. Hınca dayalı protestonun, iktidarı elinde bulunduranların dikkatini dışlanmışlara çekmesi açısından olumlu bir rol oynayacağı kanaatinde. Güçsüzler ve dışlanmışlar açısından bakıldığında hınç, içinde bulundukları duruma gösterilen uygun bir tepki, bu durumun düzeltilmesi için zorunlu bir duygudur. Hınç bize yapılan bir haksızlığa karşı oluşan bir duygu olduğu kadar, bir başkasına veya bir topluma karşı yapılan olumsuz davranışlar, onları ötelemek, ötekileştirmek için yapılan eylemlere karşı da gelişebilir.

Hınç duygusu faydalı da olabilir mi?

Diğer yandan bir başkasının veya başkalarının hıncının hedefi olduğumuzu bilmek kendimizi yeniden değerlendirmemiz için faydalı olabilir. Neden ve niçin hıncın hedefi durumundayız? Nasıl bir yol ve yöntemle bize karşı oluşan hınç duygusunu bertaraf edebilir veya azaltabiliriz? Böylesi bir düşünce yapısını geliştirebilmek için hınç duygusunun bir anlamda faydalı olduğunu düşünmek gerekiyor. Eğer bazı kişilerin hınç duyduğu biriysek bazı şeyleri yanlış yaptığımız veya yanlış anlaşıldığımız açık.

Hıncın ahlaki bir duygu sayılmadığı durumlarda, çoğunlukla onu bastırmamız veya bir an önce bu duygudan kurtulmamız gerektiği düşünülür. Burada hınç ile kindarlığın birbirine karıştırılmasının ortaya çıkarttığı bir olumsuzluk söz konusudur. İntikam veya cezalandırma isteği duyulmayan hınç duygusu ile kindarlığı karıştırmamak gerekiyor.

Marguerite La Caze “Haset ve Hınç” isimli bir makalesinde; “Kısıtlı bir ölçüde de olsa hıncın ahlak dünyamızda olumlu rol oynadığını düşünmekteyim. Kusursuz bir dünyada hınç gibi duyguya ihtiyaç olmayabileceği doğrudur, ama yaşadığımız dünyada durum bunun tam tersidir. Bu duyguları içimizde büyütmeye ihtiyacımız olmasa da çeşitli nedenlerden dolayı bunun yokluğundan tedirginlik duymalıyız...” demekte.

La Caze, günümüzde çoğuna reaksiyon gösterdiğimiz olumsuzlukların geliştiği dünyada, hak edilmemiş kazanımlara verilen haklı tepkiler, adaletin uygulanmasındaki olumsuz görünümler, toplumsal eşitsizliklerin teşhis ve onarımında önemli rol oynayan, etik yaşamın bir parçası olan, kısıtlı ölçüde de olsa olumlu duygular olarak yorumlanabilecek olan ılımlı hıncın yokluğunun daha büyük problemlere yol açabileceğini ifade etmektedir. Hınç kavramı Adam Smith’e göre toplumsal açıdan hem gerekli hem tehlikeli bir tutkudur.

Anlaşılan bazı kelimeler üzerinde daha fazla düşünmemiz gerekiyor. Yalın anlamda olumsuz gibi görülen bazı hislerimizin daha derinlemesine yapılan analizlerinin farklı değerlendirmelere yol açabileceğini anlıyoruz...

Marguerite La Caze, “Haset ve Hınç”, Cogito, S. 107, İstanbul, 2022 (Sonbahar), s. 179-197.

Yenilem Proje Danışmanlık Ticaret A.Ş. © 2024. Her Hakkı Saklıdır. Site: İkipixel

TAKİP EDİN