Brunelleschi’nin Kubbesi...
AnasayfaMedyaKöşe Yazıları

Brunelleschi’nin Kubbesi...

KAYDIRIN

< Geri dönün

BRUNELLESCHİ'NİN KUBBESİ 

Milliyet Gazetesi, 21 Ağustos 2021, s. 2.

XV. yüzyıl başlarına kadar kırsal niteliğini korumakta olan, surlarının içinde buğday tarlaları, meyve bahçeleri, bağlar görülen Floransa’nın zenginliği 1239’da şehre yerleşen Umiliati rahiplerinin kurduğu yün sanayi ile başlar. İngiltere’ye kadar uzanan bir coğrafyadan gelen yünler bu şehirde işlenip, iplik haline sokulmakta ve ahşap tezgâhlarda dokunarak güzel renklere boyanmaktadır.

Bu zenginlik sayesinde şehirde 1300’lü yıllardan itibaren büyük bir inşaat faaliyeti başlar. Bu inşaatlar arasında kiliseler, manastırlar ve özel saraylar olduğu kadar, kenti işgalcilerden korumak amacıyla inşa edilen, yeni bir sur halkası da bulunmaktadır. Bu arada günümüzde Palazzo Vecchio adıyla bilinen yeni bir belediye sarayı da inşa edilir. Bu etkileyici bina 90 metreyi aşan bir çan kulesi ile sonlanmaktadır. Bir başka etkileyici yapı ise yapımına 1296 yılında başlanan Santa Maria del Fiore Katedrali’nin, Ressam Giotto tarafından tasarlanan ve 1359 tarihinde tamamlanan, kaide kabartmaları ve renkli mermer kaplamaları ile tanınan 85 metre yüksekliğindeki çan kulesidir.

Katedralin tamamlanması

Ancak, 1418 yılına gelinmesine ve aradan 122 yıl geçmesine rağmen Santa Maria del Fiore Katedrali hâlâ tamamlanamamıştır.

Katedrali tamamlayabilmek amacıyla, 19 Ağustos 1418 günü bir yarışma duyurusu yapılır;

... Opera del Duomo tarafından inşa edilmekte olan katedralin ana kubbesinin yapımı - sözü geçen kubbenin inşasına veya mükemmelleştirmesine ilişkin teçhizat, iskele ya da sair gereksinimler veya kaldırma araçları - için maket ya da tasarım yapmak isteyenler eylül ayının sonuna kadar hazırlıklarını tamamlamış olmalıdır. Maketi kullanılacak kişi 200 altın florinlik bir ödemeye hak kazanacaktır...” (s. 9).

Opera del Duomo, Floransa’nın en zengin ve güçlü loncası olan Yün Tacirleri Loncası’dır ve 1330 yılından beri katedralin yapım ve maliyet sorumluluğu onların denetimindedir. Mimarlar arasında yarışma düzenlemek eski ve şerefli bir gelenektir. Atina Konseyi’nin Akropolis’te yapılması planlanan bir savaş anıtı için herkese açık yarışma düzenlediği bilinmekte olup, MÖ. 448’den beri mimarları önemli bir iş için görevlendirmeden önce birbirleriyle yarıştırmak nerede ise gelenek haline gelmiştir.

Mimarın bilgisi

... Günümüzde her işveren, bir mimara iş verdiğinde, ortaya çıkacak ürünün deprem ve kasırgalarda bile sapasağlam ayakta kalacağına kesin gözüyle bakar. Oysa statik biliminin henüz gelişmediği bu tarihlerde kimsenin böyle bir güvencesi yoktur. Çoğu Orta Çağ ve Rönesans yapısı tamamlandıktan hemen sonra, hatta bazıları inşaat aşamasında çökmüştür. Pisa ve Bologna’daki çan kuleleri, altlarındaki zeminin çökmesi nedeniyle daha inşaat aşamasında eğilmeye başlamıştır. Beauvais ve Troyes katedrallerinin tonozları ise inşaatın bitiminden çok kısa sonra yıkılmıştır...” (s. 16-18).

Antik Dönem, Orta Çağ ve Rönesans yapılarının hemen hepsi ahşap, taş, tuğla hatta kil ve balmumundan yapılan maketlerle inşa edilmiştir. Bu maketler kâgıt üzerine yapılan bir çizime nazaran, ortaya çıkacak yapıyı daha kolay canlandırmasına yardımcı olduğu gibi, yapının taşıyıcılık problemlerinin çözümü açısından mimara da fikir vermektedir. Bu maketler içine girilip incelenebilecek kadar büyük yapılmaktadır. Aynı yöntemin bizim mimarimizde de uygulandığı, Mimar Sinan’ın 1582 yılında Sultan III. Murad’ın çocuklarının sünnet düğünü töreni münasebetiyle yapılan geçit alayında, sekiz kişinin taşıdığı büyük bir Süleymaniye Camii maketinin Atmeydanı’na getirildiği bilinmektedir.

Maket yapımı

1367 tarihli Opera del Duomo toplantısında Neri di Fioravanti’nin hazırladığı maket tartışılır, 4.50 metre yüksekliğinde, 9.10 metre uzunluğundaki makette önerilen kubbe kabul edilir, maket katedralin yan neflerinden birinde bir kutsiyet simgesi olarak sergilenir. Ancak çeşitli nedenlerle uygulamaya başlanmamış olup, aradan geçen yıllar içinde Neri di Fioravanti vefat ettiği için teklifi de uygulama dışı kalır.

1418 yılında yapılan yarışmaya bir düzineden fazla maket sunulur. Ancak bu önerilerden yalnızca biri bu kadar geniş bir açıklığı geçme sorununa çözüm üretir. Bu tuğla maketi öneren kişi bir mimar veya yapı ustası değil, kuyumcu ve saat yapı ustası olan Fillippo Brunelleschi’dir. Brunelleschi’nin teklifi kabul edilir ama, bu teklifin uygulamaya başlanması için halledilmesi gereken pek çok sorun vardır. İnşaat için gereken çeşitli aletlerin yapımı, malzeme temini gibi sorunlar yavaş yavaş çözüme kavuşturulur.

Katedralin açılışı

4 Mart 1436 günü Papa tarafından kutsanarak ibadete açılır. Ancak kubbenin üzerinde yer alan fenerin yapımı devam etmekte olup tamamlanması 1452 yılını bulacaktır. Bu arada kubbe fenerinin ilk taşının konulduğu Mart 1446’dan kısa süre sonra Brunelleschi bir hastalık sonucu vefat eder ve katedralin içine defnedilir. Büyük bir heykeltıraşlık örneği olan ve Lorenzo Ghiberti tarafından tasarlanan bronz kapıların yapımına ise devam edilmektedir.

Yapımına, 1296 yılında başlanan ve 1450’li yılların başında hâlâ tamamlanmamış bölümleri bulunan Santa Maria del Fiore Katedrali ve Fillippo Brunelleschi’nin hikâyesini Kanadalı yazar Ross King muhteşem bir kitap haline getirir.

Buna karşın sorumluluk taşıdığı elli yıl içinde beş yüze yakın yapı yapan veya yapımında sorumluluk üstlenen Mimar Sinan hakkında ne yazık ki, Abidin Dino’nun “Sinan” kitabı dışında böylesi bir kitap yazmak günümüze kadar mümkün olmamıştır. Hâlbuki elimizde bu kurguyu yapacak yeteri kadar malzeme bulunmaktadır. Fatih Külliyesi, Süleymaniye Camii, Selimiye Camii, Kırkçeşme Suları, Büyükçekmece Köprüsü gibi pek çok yapı, kısa süre içinde inşa edilmelerinin yanı sıra bir dönemin mimari anlayışını aşan bu yapılarımızı ve onu yapan Mimar Sinan’ı dünyaya tanıtmak için ne bekleriz bilinmez...

Ross King, Brunelleschi’nin Kubbesi, Çev. Belkıs Dişbudak, İstanbul, 2010.

Yenilem Proje Danışmanlık Ticaret A.Ş. © 2024. Her Hakkı Saklıdır. Site: İkipixel

TAKİP EDİN