Site Tasarım: Savaş Çekiç Uygulama: İkipixel

Bu sitede bulunan resimler ve dökümanlar M. Sinan Genim'e aittir ve izinsiz kullanılamazlar. Ancak gerekli izin alındıktan sonra ve kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.

Yayımlar / Bildiriler

ANADOLUHİSARI CAMİİ

 

Üsküdar Bölgesi, İstanbul’un fethinden çok daha önce, Orhan Bey (1324-1362) döneminde Osmanlıların eline geçer (1329). Daha sonra Sultan Yıldırım Bayezıd (1389-1402) Kocaeli’nden hareketle Yoros Kalesi’ne gelir. Bu sırada Şile Hisarı’nı antlaşma yoluyla Osmanlı topraklarına katar. Yoros’ta ikamet ettiği süre içinde Güzelcehisar-Anadoluhisarı’nı inşa ettirir. Âşıkpaşazâde; “Sultan Boğazkesen’in üst yanına bir hisar yaptı. Güzelcehisar derlerdi. Hisar tamam oldu, içine er koydu, tahkim etti...” sözleriyle H. 793-794/1391-1392 senesi içinde bu hisarın yapıldığından bahseder.

 

Daha sonraki yıllarda Fatih Sultan Mehmed (1444-1446/1451-1481) Rumelihisarı’nı inşa ederken, Güzelcehisarı’da tahkim ederek bir hisarpeçe yaptırır. Yüzyılı aşkın bir süre sonra bölgeyi gezen Evliya Çelebi, Anadoluhisarı’nı “...kale önünde Mehmed Han’ın bir camii var, başka eser yoktur...” sözleriyle anlatır.

 

Ayvansarâyî Hüseyin Efendi, 1779 yılında temize çektiği “Hadîkatü’l-Cevâmi” isimli, İstanbul camilerini anlatan eserinde, Anadoluhisarı Camii için “Kalenin önünde deryaya nazır fevkâni bina olunmuştur. Mahfili hümayunu vardır...” demektedir. Hüseyin Efendi’nin fevkâni tabiri ile Nev’îzâde Atâî’nin (Ekim 1583-Ekim 1635) “Hamse” isimli eserinde karşımıza çıkan görüntü birbirine uymamaktadır. Atâî’nin çiziminde kalenin önünde bulunan, çatısı kurşun kaplı, tek minareli yapı tahtâni (düz ayak) bir yapıdır. Kalenin diğer yönünde bulunan namazgahı da caminin önüne yerleştirdiği anlaşılıyor. XIX. yüzyılın başlarına ait bir gravürde de kalenin soluna doğru kurşun külahlı ince uzun bir minare görülmektedir.

 

Anadoluhisarı yerleşmesi de çoğu İstanbul semti gibi sık sık yangınlarla tahrip olur. Anlaşılan Atâî’nin çizimiyle, Hüseyin Efendi’nin gezisi arasındaki yüz elli yılı aşkın zaman içinde cami yenilenmiş ve fevkâni olarak yeniden yapılmıştır. Anadoluhisarı’nda kayıtlara geçen en büyük yangın 30 Ağustos 1878 günü meydana gelir ve kale çevresiyle, kale içinde bulunan çok sayıdaev tahrip olur. Muhtemelen bu yangın sırasında eski cami de tahrip olur. Bugün farklı bir noktada yapılmış olan yeni caminin üzerinde bulunan H. 1301/1885-1886 tarihli kitabeye göre Sultan II. Abdülhamid tarafından fevkâni olarak yeniden yapılır.

 

Reşad Ekrem Koçu 1959 yılında yayımladığı “İstanbul Ansiklopedisi”nin, II. Cildi’nde, günümüzde mevcut olan yapının üzerinde bulunan yapım kitabesine dayanarak bu caminin Sultan II. Abdülhamid tarafından yaptırıldığını söyler ve hemen herkes üzerinde yeteri kadar araştırma yapmadan buradan edindiği bilgiyi kendi yazılarında da kullanarak bu kabulü yaygınlaştırır.

 

“Konstantiniyye’den İstanbul”a isimli kitabımın III. Cildi’ni yazarken, incelediğim çok sayıdaki fotoğra fın bazılarının 1900’lü yılların başında çekilmiş olmalarına karşın, Anadoluhisarı iskelesinin arkasında fevkâni bir cami ve yüksek bir minarenin görüldüğünü fark ettim. Yaklaşık on senedir bu yanlışı düzeltmek için bir makale yazmak istedim.

 

Photo Sebah’ın 1878 yangını öncesi çektiği bir karede, kalenin sol gerisinde ince uzun, kurşun külahlı bir minare görülmekte. Hemen hemen aynı tarihlerde Guillaume Berggren tarafından çekilen karede de aynı minare görülmekte olup, bu dönemdeki caminin kubbeli değil, kırma çatılı olduğunu söyleyebiliriz.

 

1885-1890 tarihleri arasında amatör bir fotoğrafçı tarafından çekilen karede ise, yeni yapılmakta olan cami ön cephesine ve minarenin çevresine kurulmuş iskele görülmekte. Bu kere yapılan yapı da fevkânidir. Muhtemelen alt katı kâgir, üst katı ahşap olan yapının geniş giriş merdivenlerinin görüldüğü bir karede Ali Enis Oza tarafından çekilmiş. Ayrıca, 1918 tarihinde Necib Bey tarafından düzenlenen haritalarda Anadoluhisarı Camii iskele meydanındaki orijinal yerinde gözükmektedir (İskelenin arkasında üzerinde ayyıldız görülen yapı).

 

Nasıl olurda bugün Anadoluhisarı’ndan Kanlıca’ya doğru uzanan yolun kara tarafındaki caminin Sultan II. Abdülhamid tarafından yapıldığı ileri sürülebilir. Albert Gabriel, “Chateaux Turcs du Bosphore” isimli kitabının 11. Sayfasında; 1928 yılında, İstanbul Belediyesi’nin hisarda bazı tamiratlar yaptığını, bu arada surların içinde yapılmış olan evlerin, bulundukları alan park yapılmak üzere istimlak edildiklerini, iskeleye giden yolun genişletildiğini, dere üzerindeki ahşap köprünün yerine ise bir beton köprü yapıldığından söz eder.

 

Emin Erkul’un İstanbul Belediye Başkanlığı yaptığı (8 Haziran 1924-12 Ekim 1928) tarihlerde gerçekleşen bu olay sırasında meydanın büyük bir bölümünü işgal eden caminin yerinin değiştirilmesine karar verilir. Bu kere tümüyle kâgir ve hem zemin (tahtâni) olarak yapılan yeni camiye, minaresi muhtemelen sökülerek taşınmıştır. Sultan II. Abdülhamid dönemi kitabesi yeni camiye monte edilmiştir.

 

Günümüz Anadoluhisarı Camii, üç kemerli, son cemaat yeri olarak kullanılmaya pek de elverişli olmayan giriş hacminden sonra, çift kanatlı giriş kapısıyla ulaşılan ana hacim ve bu hacmin girişe göre her iki yanında biraz yüksekçe iki mahfil ile üst katın bir kısmında yer alan kadınlar mahfilinden oluşmaktadır. Kare planlı yapının iç mekânı aydınlık olup, düz bir tavanı vardır. Ahşap minberi, muhtemelen iskele meydanındaki camiden getirilmiştir. Üzerinde üç adet abdest musluğu bulunan mermer su haznesi ise ilgi çekicidir.