Site Tasarım: Savaş Çekiç Uygulama: İkipixel

Bu sitede bulunan resimler ve dökümanlar M. Sinan Genim'e aittir ve izinsiz kullanılamazlar. Ancak gerekli izin alındıktan sonra ve kaynak gösterilmek kaydıyla kullanılabilir.

Yayımlar / Bildiriler

BİTLİS AHMED AĞA KONAĞI

 

Zaman zaman ziyaret ettiğimiz şehirlerde bizi hayrete düşüren bazı yapılarla karşılaşmaktayız. Bitlis’i ziyaretimiz sırasında da gezme ve görme imkânına sahip olduğumuz bir ev bizi gerçekten hayrete düşürdü. Bitlis gibi imparatorluk merkezinden uzak bir şehirde, biraz geç tarihli de olsa çiçeklerle bezeli bir ev olduğunu gördük. Yaptığımız araştırma sonrası bu evin bazı yayınlarda yer aldığını ama ne yazık ki varlığından haberdar olmadığımızı fark ettik.

 

Bitlis’in merkezinde Müştak Baba Mahallesi, Mutki Sokak’ta yer alan bu evin dışardan görünüşü herhangi bir Bitlis evinden farklı değildir. Yamaca yaslanan yapı, arkasındaki eğimli alan nedeniyle üç kat olarak inşa edilmiş, zemin katı; ahır, samanlık ve depolama alanı olarak kullanılan evin birinci katına yandaki sokaktan küçük bir kapı ile girilmekte. İkinci ve esas kat olan üst kata ise kule şeklindeki bir çıkıntının gerisinde küçük bir eyvan şeklinde oluşturulan kitabeli ve her iki yanındaki taş söveler üzerinde süslemeler bulunan iki kanatlı giriş kapısıyla girilmektedir.

 

Yapı cephesinde ve üst kat giriş kapısının üstünde yer alan kitabelere göre, H.1315/1897 yılında inşa edilmiştir. Dikdörtgen bir kartuş içindeki sülüs hattı ile yazılmış kitabede:

 

Bu süslü gönül açıcı sarayı Allah mukaddes kılsın.

Allah için açılan bu evler safa yeridir;

Yüce Allah onu daima bayındır eylesin,

Bu yüce dergâh her zaman açık olsun

Dedi Hamdi bin üç yüz on beş tarihi

Ahmed Ağa bu haneyi bina etti.

Sene 1315/1897-8

sözleri okunmaktadır.

 

Giriş kapısı uzunca bir sofanın dar kenarında yer almakta ve sofanın diğer ucunda orta kat ile irtibatı sağlayan dik bir merdiven bulunmaktadır. Sofanın sokak yönünde yan yana iki oda mevcuttur. Sofanın diğer yönünde ise mutfak, tandır evi ve üç basamakla çıkılan ve girişin arka bölümünde yer alan bir hamam bulunmaktadır. Sofanın orta bölümüne açılan kubbeli bir mekân ise hela olarak kullanılmaktadır. Sofaya açılan bir diğer mekân ise girişin hemen solunda yer alan ve bir kule şeklinde yapının dışına taşan ikinci bir hamamdır.

 

Ahmed Ağa Konağı’nın en dikkat çeken özelliği giriş kapısının üzerinde ve yanlarında yer alan motifler ile yapı içinde bulunan zengin kalemişi süslemelerdir. Girişin hemen sağında apteslik olarak yapıldığı düşünülen çeşme üst başlığı ile her iki yanındaki taş üzerine işlenmiş motifler ilgi çekicidir. Sofanın girişe göre uzak dar kenarındaki dolabın kapaklarında, bir dönem kalemişi süslemeler olduğu bilinmektedir. Sofanın ve odaların zemini düzgün taş kaplıdır. Döşeme taşıyıcılarının ahşap olduğu göz önüne alındığında taş döşemenin getirdiği ağırlığın yarattığı deformasyon orta sofanın taşıyıcı kirişlerinin bir bölümünün çökmesine yol açmıştır.

 

Girişin karşısındaki odanın tavanında meydana gelen çökme tehlikesi ise oda içine yapılan metal desteklerle önlenmeye çalışılmaktadır. Daha önce bu evi inceleyen araştırmacılar baş odanın yanı sıra diğer odanın da kalemişi süslemelerle donatıldığını belirtmektedir. Ancak bizim gezimiz sırasında orta sofanın bir bölümünün çökmüş olması bu hacme erişmemize mâni oldu. Bu arada ev sahibi diğer odanın bir yangın geçirdiğini ve her tür ahşap malzemenin yandığını söyledi.

 

Fotoğrafları sunduğumuz baş odanın kapısının üstünde bir dönem;

 

“Maşallah
İlahi bu makam sahibi daim said olsun
Girip Cennet Sarayına Cehennemden bâid olsun”

 

Sözlerinin yazılı olduğu bir metal levhanın bulunduğu söylenirse de, bu levhanın günümüze ulaşmadığını gördük.

 

Anıtsal bir musandıranın ortasından, sivri kemerli bir açıklıkla seki altına girilmektedir. Musandıranın odaya bakan cephesinin alt bölümünün ortasında iki kanatlı bir kapı, sağında ve solunda yine iki kapaklı birer dolap bulunmaktadır. Musandıranın üst bölümü beş bölüme ayrılmış olup, sağ ve soldaki bölümler duvarlara doğru daha dardır. En geniş bölüm orta bölüm olup, üstü yarım yuvarlak kemer halinde düzenlenmiştir. Musandıranın cephesi genel olarak sarı rengin hâkim olduğu bir altlık üzerine kırmızı, yeşil ve mavi renklerin kullanıldığı bir çiçek bahçesi şeklindeki kalemişi ile süslenmiştir. Giriş kapısının her iki yanı ile dolapların yanlarında şişe benzeri motiflerle donatılmış ahşap kolonçeler bulunmaktadır. Dolap kapaklarında ve dolabın alt bölümü ile üst bölümünde yer alan beş bölümün tamamında çeşitli formadaki vazolar içinde çiçek motifleri bulunmaktadır. Bu odanın ahşap tavanı da, küçük karelere bölünmüş olup, geometrik bir düzenleme ile bazı karelerin içi aşı boyasına yakın bir renkte düz kırmızı bırakılmasına karşın, diğer karelerin sarı zemin üzerine çiçek motifleri ile süslenmesi ilgi çekicidir. Ahşap işçiliğin naifliğine karşın kalemişi süslemelerin usta bir kişi tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Dikkatimizi çeken bir husus evin yapım tarihinin 1897 olmasına karşın yapıdaki kalemişi süslemeler daha erken tarihli bir anlayışın yansımasıdır. XIX. yüzyılın ortalarından itibaren gerek konut gerekse saray yapılarımızda karşımıza çıkan süslemeler çoğunlukla gölgeli barok denilen ve pek te bizim kültürümüzden kaynaklanmayan motiflerden oluşmaktadır.

 

Buna karşın XVIII. yüzyılın başlarından itibaren görmeye başladığımız benzer kalemişi örnekleri Anadoluhisarı Amcazade Yalısı Divanhanesi, Topkapı Sarayı Yemiş Odası, Yenişehir Şemaki Evi, Bayramiç Hadımoğlu Konağı ve benzeri yapılarda karşımıza çıkmaktadır.

 

Vazolar içindeki çiçek grupları yalnız kalemişi olarak değil, Topkapı Sarayı girişindeki III. Ahmed Çeşmesi, Tophane I. Mahmud Çeşmesi, Galata Bereketzade Çeşmesi ve aynı dönem çeşmelerin mermer kaplı cephelerinde de görülmektedir. Benzer tavan süslemelerine Amcazade Yalısı Divanhanesi, Mudanya Tahir Paşa Konağı, Burdur Taş Oda, Birgi Çakırağa Konağı gibi yapılarda da rastlanmaktadır. Bu anlayıştaki bir süslemenin örneklerinin yüz yıl sonra yapılmış bir evde bulunması, muhtemelen bu çevrede benzer kalemişi süslemelere sahip başkaca yapılar olduğunu, imparatorluk merkezinin süsleme anlayışının pek dikkate alınmadığını yakın çevredeki yapılara özenildiğini ancak bu yapıların günümüze ulaşmamış olduğunu düşünmekteyiz.

 

Bitlis Ahmed Ağa Konağı (İshak Kalkan Evi) ile ilgili iki yayın bulunmaktadır. Bu yayınların birinde evin mimari özelliklerinden, diğerinde ise süsleme özelliklerinden bahsedilmektedir. Sırası ile 2001 ve 1986 tarihli bu yayınlarda evin korunduğunu ve içinde yaşamın devam ettiğini görmekteyiz. Ancak 22 Eylül 2018 tarihinde ziyaret ettiğimizde evin sağ dış duvarında çökmeler olduğunu gördük. Yapının içi ise bizim için büyük bir üzüntü kaynağı oldu. Orta sofanın bir bölümü çökmüştü, daha önceki fotoğraflarda gördüğümüz sofadaki dolabın kapakları sökülmüştü. Baş odanın bir benzeri olan ikinci odaya giremedik, içinin yandığını söylediler. Baş odanın içine yapılan takviyeler ile tavanın çökmesi önlenmeye çalışılıyordu. Fotoğraf çekecek bir açıklık bulmada zorlandık, bu nedenle bazı karelerde ışık parladı. Tavanı bir bütün olarak görmek mümkün değildi, çektiğimiz kareler bu evin yaşam için gösterdiği direnci en güzel şekilde ifade etmektedir.

 

Bitlis evlerinin büyük bir bölümünün kaderine terk edildiğini belirtmiştik. Ancak İstanbul’dan bu kadar uzaktaki bir özel yapının içinde yer alan bu süslemeler, geç bir tarihte de olsa imparatorluk beğenisinin ne kadar yaygın olduğunu göstermesi açısından çok önemlidir.

 

Döneminde, Erzurum sancağına bağlı küçük bir yerleşme olan Bitlis’in anıtsal yapılar dışında merkezin beğenisine bağlı olarak yaşadığının bir örneği olan bu yapının acilen satın alınıp çökme tehlikesinin ortadan kaldırılması, örnek bir yapı olarak halkın ziyaretine açılması gerekmektedir. Bu yapının içerdiği kültürel değerlerin ve anlatmaya çalıştığı geçmişin pek çok benzeri gibi kitap sayfalarında kalması gerçekten utanılacak bir durumdur.

 

NOT

Ne yazık ki uzun dönem farkına varamadığımız bu evin tanıtımı için yazdıkları makale ve kitaplar için rahmetli Prof. Dr. Özden Süslü ve Yüksel Sayan ile Şahabettin Öztürk’e teşekkür ederim.

 

KAYNAKÇA

 

Öztürk-Sayan 1996
Şahabettin Öztürk-Yüksel Sayan, “Bitlis’in Tarihi Evlerine Bir Bakış” Van Gölü Çevresindeki Kültür Varlıkları Sempozyumu Bildirileri, Van, 1996, s. 101-129.

 

Sayan-Öztürk 2001
Yüksel Sayan-Şahabettin Öztürk, Bitlis Evleri, Ankara, 2001.

 

Süslü 1986
Özden Süslü, “Bitlis’te Bezemeli Bir Evin İncelenmesi”, TAÇ Dergisi, 1, İstanbul, 1986, s. 37-40.